2019 Türkiye Ekonomisi Beklentileri

2019 Türkiye Ekonomisi Beklentileri

2 Nisan 2019 0 Yazar: Kredi-Kartim.com

2018’in ortasından itibaren, bilinen birçok tanınmış markanın, yıllardır faaliyet gösteren şirketlerin ardı ardına konkordato ilan etmesi aslında biraz olsun 2019 senesi için beklentilere ışık tutuyor. Hükümetin üst üstüne açıklamaları ve alınan tasarruf politikaları da buna eklenince, hiçte iç açıcı olmayan 2019 ve devam eden senelere yayılacak bir ekonomik sıkıntıyı tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.


Reel Piyasa, kısacası halkın cebi

Bir ülkenin ekonomi dinamikleri, her zaman iş piyasasındaki alım-satım gücüyle ölçülmeye çalışılsa da, tüm gösterge ve analizlerin temelinde sokakta vatandaşın cebindeki para temel alınır. Ülke insanlarının alım gücü, sanayi şirketlerini dolaylı olarak etkilese de, hizmet, gıda ve inşaat gibi dev sektörlerin en basit tabirle, gözünün kulağının olduğu yerdir. Sonuçta, dış ticaret temelli firmalar da, içerideki daralma sebebiyle zincirleme olarak birbirlerini hızla etkiler. En küçük üretici diye tabir edilen esnafın iş durgunluğu buna bağlı olarak toptancıları, ardından fabrikaları etkiler. Esnafın iş sıkışıklığının sebebi de, müşterilerinin yani halkın eskisi gibi bir alım gücüne sahip olamayışıdır. Şuan ki reel piyasa durumunun yaşadığı sıkıntıları en basit şekilde anlatmaya çalışalım : “ Bir asgari ücretli 1603 TL maaşı bir sene boyunca almaya devam ederken, Kasım ayının başında haftalık gıda alışverişi için gittiği market, şarküteri, Pazar veya kasaptan, her geçen hafta aynı parayla daha düşük ürün ile çıkmakta.

Yani, 4 kişilik bir ailenin 300 TL haftalık mutfak masrafı olarak bir fiyat temel alırsak, Kasım ayının ilk haftası 3 kilo domates, 2 kilo patates, 2 kilo soğan, yeşillik, sebze, 2 kilo şeker, 2 kilo sıvı yağ, 1 kilo tavuk eti, yarım kilo kırmızı et, 1 paket çamaşır deterjanı, 1 koli yumurta,  1 kilo beyaz peynir, yarım kilo zeytin gibi temel ürün ve ihtiyaçlardan alır.

Aynı 4 kişilik aile, yine 300 TL ile haftalık alışverişe gittiğinde, bazı ürünler haricinde diğer tüm ürün adet ve kilogram tutarlarında neredeyse 4/1 oranında azalma olduğunu görür.

Çünkü geçen haftaki etiket fiyatları %15-20 oranında artmıştır. Ama aile aynı parayı ayırabilmiştir her hafta olduğu gibi. Zira sadece gıda ve ihtiyaç giderleri için ayda toplam 1200 TL gibi bir tutarı maaşından harcayacak oluşu, onu diğer giderleri nasıl karşılayabileceği düşüncesine sevk eder. Kira, elektrik, doğalgaz, telefon, su ve ulaşım.

Asgari ücretli maaşına istinaden, 1200 TL gibi bir gideri alım gücüyle pekiştirirsek, geri kalan 403 TL ile sabit giderleri sayılan giderlerin tamamını karşılayabilecek olması imkânsızdan da ötedir. Aile, boğazından kısar. Haftalık mutfak giderini, 300 TL’den, 200 TL’ye çeker. Ama her hafta raflarda rastladığı fiyat artışı onu daha da az harcamaya sevk eder.

Daha az harcayan aile, markete, kasaba, manava daha az para bırakır. İşi düşen esnaf, toptancılarına ödemelerde sıkıntı yaşar. İş dünyasındaki zincirleme domino etkisi de burada kendisini iyice hissettirmektedir.

Küçük esnafın sıkıntılarını aşamayışı, zamanla toptancıyı, sonrasında üretici olan fabrikaları etkiler.

Buradaki doğru oranı anladıysanız, tam tersi olan ters etkiyi de anladığınızı umuyoruz. İstatistik açıklamalarında, büyük şirketlerin oluşturduğu iş, üretim ve satış performansını temel alan uygulamalarda, büyük üreticiden – küçük esnaf ve halka doğru indiğimizde; büyüklerin üst üstüne konkordato ilan edişinin de reel yani halk cebine yansıması da bir süre daha alacak gibi duruyor demektir.


Bakın, neden ters örnek verdik. Normalde, halkın cebinden çıkan para azalırsa büyük işletmeler zaman içerisinde etkilenmeye başlar. Bilinen tarz budur ekonomi analizlerinde. Lakin nedendir bilinmez sadece birkaç sektörün analizi ile iyimser hava yaratılmaya çalışıldığı bu günlerde, bize en yakın mahalle esnafımızdan başlayarak size gerçek analiz yöntemini anlatmaya çalıştık. Ülke ekonomisi durmaksızın çalışan bir saat dişlisidir. Dişli çarklarından birinin eksikliği önce saniyeler olacak gecikmelere sebep olur. Sorunlu çarkın yanındakileri etkilemesi muhtemeldir. Yanındakilerle beraber iş göremezlik durumu oluştuğunda, saniyelik gecikmeler, dakikalara varır. Sonrası herkesin malumu. Tabi, günde 2 defa doğruyu gösterene kadar saat, eğer hala umudunu kaybetmeyen varsa “ her şey normal” diyebilir.

Büyükler neden erkenden pes etmeye başladı?

Büyükler , “büyük oynadı”. Tüm kredi ve borçlanmalarını, sebebi bilinmeyen sebeplerle döviz olarak yaptılar. Dövizin, anlık yükselişleriyle ödemeleri gereken vadeleri aksattılar. Tamamını ödeyemediklerinde, çoğu kredi ve borçlara faiz bindirmeleri yaşandı. Borçları üst üste erteleme ve ödeyememe sebeplerinden ötürü, artık sermayelerinin de üzerine çıktı. Teminatları ellerinden alındı. “Ekmek kapısı” büyüğünde ekmek kapısıdır! Bir fabrika kapandığında veya satılmak üzere alacaklı tarafından el konularak haraç-mezat satışa konduğunda, o fabrikanın sadece işçileri değil, işçinin ailelerini de etkiledi. 200 işçinin aynı anda işsiz kalması, en iyimser hesapla 600 kişinin alım gücünde nerden baksanız yarı yarıya düşüşe sebep oldu diyebiliriz. Bunu bir fabrika ile örnekledik sadece. Büyükler, aslında finans programlama ve öngörülerinde yanılmadılar. Sadece, dışa bağımlılığın pençesiyle ve iktidarların iktidarsızlığına maruz kaldılar. Ve onlardaki domino etkisi tahmin edebileceğinizden de ağır hasarlı oluyor. Şöyle ki, çiftçi ve diğer küçük işletmelerden zirai ürün alan bir fabrikanın iş duraksatması, o çevredeki çiftçi ve küçük işletmelerin kazançlarından olmalarına sebep oldu. “Ürettiğimi satamazsam ben nasıl yaşarım?” diye düşünen çiftçi, elindeki ürünü neredeyse mâl ettiği fiyatın yarısına bile satamadı.

Size durumu aslında biraz daha halk diliyle, sokak ağzıyla anlatmaya çalıştık. Bu kadarı bile, henüz yaşanacakları ön görmek için oldukça karamsar olarak gözükebilir. Fakat çok daha karamsar olmamak için yazıyı burada kesmek isteriz.